Saat 16.30 gibi, ani bir telefon ve beni bu işe bulaştıran, değerli arkadaşım, daha önce bahsettiğim çok iyi dostluğumuzun uzun süre kırgınlık olmadan, karşılıklı hoşgörü ve anlayış ile devam eden.
Telefonum çaldı.
Eğer iki dakika sonra çalsa ben duşun altında yorgunluk atıyor olacaktım. Çok üzülürdüm doğrusu.
Tabii tatil için bahsettiğim sıcak diyarlara yakınının yanına gitmişti. Yılbaşı ve bayram için.
Evdeki kapıcı telefon edip salon balkon kapısının aralık olduğunu söylemese o da ben de boşu boşuna stres yaşamıyacaktık. 

Evin salon penceresi açılmış. Eyvah hırsız olabilir mi?
Yoksa kendisi mi acele ile uçağa yetişme telaşı arasında unutmuştu?
Allahtan yedek anahtarlar var, hemen Beylikdüzü, Acıbadem, Teşvikiye eve giriyorum.
Önce kendisini biraz korkutayım dedim ama doğrusu çok üzüleceğini düşünerek vazgeçtim.
Evde olağanüstü bir şey gözükmüyor. Salonun minik balkona açılan kapısı aralanmış. Rüzgardan mı, yoksa içeri birileri girmiş mi belli değil. Her şey yerli yerinde. En önemlisi emanet lap-top yerinde. Sadece büfenin üzerinde olduğunu sandığı bir adet cep telefonu yok, bulamıyorum.
Neyse öyleyse bile yine ucuz atlatılmış bir olay sayılır.
Sıkı kontrol arkasından bir iki küçük lamba açık bırakılıyor, içeride yaşam devam ediyormuş gibi. Ama sık sık gidip kontrol etmekte fayda var. Bu iş te bana düşüyor.
Olsun canı sağolsun, o eylenmesine baksın, kafasını dinlesin, gönlünce yılbaşını ve bayramı doya doya yaşasın.
Sağol canım, sen merak etme.
Her şey yoluna glirecek üzülme.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder