19 Ocak 2019

Tehlikeli günler

Evet zaman zaman burada da çok tehlikeli olmasa da sıkıntılı günler geçiriyoruz. Bu malum olduğu üzere yoğun yağmur yağışlarından sonra ve aşırı fırtınalı günlerde yaşıyoruz. Yağmur öyle bir yağıyor ki samnki yüksek tepelerden nehirler yolunu şaşırmış da şehre doğru akıyorlar. Bu arada tabii ki aşırı su baskınları, evlerin sular altında kalmaları, ve en kötüsü alt yapısı olmayan bir yerde foseptik çukurlarının aşırı yağışın etkisi ile taşması neticesinde sokağa çıkamaz oluyorsunuz. Geçtiğimiz günlerde sabaha karşı kötü bir haberle güne başladık, sevdiğimiz arkadaşlarımız Aşkım ve eşi Begutay'dan "ölümden döndük" diye bir mesaj alınca adeta buz kestik. Hemen kendilerine ulaştık ve baktık ki hakikaten ölümden dönmüşler. Evlerinde uyurken saat gece 02 sıralarında bir koku ile Begutay uyanıyor ve bir de bakıyor ki salondaki koltuk alev alev yanıyor, karı koca büyük bir gayretle söndürmeye uğraşırken yangın gittikçe büyüyor ve ellerini yaka yaka koltuğu ve yanan diğer kanepeyi dışarı atıyorlar ve yangını söndürüyorlar. Ancak daha sonra gelen itfaiyeci yetkilire durumu görüp "Siz ne yaptınız yangın olan yerde söndürmeye çalışılmaz ve derhal mekan terkedilir, nasıl ölmediniz hayret" deyince işin ciddiyetini daha iyi anladık. Zira odaya yayılan karbonmonoksit gazı insanın ancak 3 veya 4 defa soluklanmasına müsaade ediyor, sonrası malum. Bu felaketi atlattıktan sonra tabii ki yaraları sarma zamanı, tüm arkadaşlar dostlarımıza yardım için çaba sarfetmeye başladılar.
Evet bugün cumartesi hava güzel, güneşli ve parlak bir güne merhaba diyoruz. 

8 Mart 2018

Acı, tatlı haberler.


Zaman akıp gidiyor

Zaman hızla akıyor kış geliyor derken mart ayını gördük birden. havalar burada bu sene bizi fazla zorlamadı, adeta tüm kışı bahar gibi yaşadık diyebilirim. 4 sene evvel aldığım Ege Konutlarındaki küçük evimden kiracı ekim ayında çıkınca bana da tadilat yaparak kendi eviöme geçmek kaldı. Ancak tadilat bizim için pek kolay olmadı, uzun süre evsiz kalacaktım, kirada oturmaktan ise kardeşimin yazdan yaza kiralamış olduğu ev kurtardı. Tadilat dönemini geçirmek benim için bu eve yerleşerek tadilatı da yakından takip etme şansını yakalcamıştım.
Yeni ev yapmak belki bu tür tadilatları yapmaktan daha kolay olabilir. Ancak yine de yeni eve taşınmak insana bir başka huzur ve mutluluk veriyor. Biz de Mart ayının 5 i itibariyle biten evimizde kalmaya başladık, tabii ufak tefek bazı noksanlarımız var ancak bunlar da hafta sonu tamamlanarak bizi rahatlatacak.
Bugün itibariyle acı bir haber tüm Bodrum Briç camiasını hakikaten yürekten üzdü. Sevgili arkadaşım, dostum usta briçci Türkatasever Gedik, bu sabah itibariyle Bodrum'tda tedavi gördüğü hastahanede bütün uğraşılara rağmen pis hastalıktan kurtulamadı ve hayatını kaybetti.
Üzülmemek elde değil, insanlar, dostlarımız birer birer genç diyebileceğimiz yaşta hayatlarını kaybediyor, bu nalet hastalık insanların peşini bırakmıyor.
Evet klavyeme kavuştuğum için mutluyum ümet ediyorum ki bundan sonra sık sık yazacağım ve buralarda neler oluyor satırlara dökmeye çalışacağım.



23 Ocak 2018

2018 GELDİ


Çok uzun zamandır yazamadım. 
Bu zaman içerisinde neler olduğunu sıralasam epey yer tutar. 10 yıldır yaşadığım Bodrum'da ilk defa bu yaz çalışmadan geçti ve dolayısiyle bol bol gezme ve denize girme fırsatı yakaladım. 
2018 e girmeye çeyrek kala ekim 15 de yeniden evlenerek yeni bir yuva daha kurdum. 
Çok uzun zaman düşündüm ve böyle bir karar verdim. Bu ilişkiyi böyle sürdürmek de bana göre pek cazip değildi. 
Arkadaşlar arasında yaklaşık 25 kişilik bir grup yemekli bir eglence düzenleyerek yeniden yüzüklerimizi taktık. 
Yine bu arada 4 sene önce satın aldığım evdeki kiracı ayrıldı ve ben de boşuna kira ödemekten ise evi tadilata sokarak adeta yeniden inşa ederek şirin bir ev haline getirdim. Henüz tamamlanmamakla beraber sanırım 15 - 20 gün sonra kendi evimde kalmaya başlayacağız. 
Bu arada yeni yılın ilk gününü çok çok acı bir olayla karşıladım. Yılın ilk günü güzel annemin vefatı beni ve tüm kardeşlerimi ve ailemizi büyük bir üzüntüye boğdu adeta. 
Bu arada iki İstanbul seyahati yaptım, ancak biraz abartıyorum sanmayın ancak hakikaten İstanbul yaşanacak bir şehir olmaktan çıkmış, inşaat, inşaat, gökdelenler adeta bulutları görmemizi engeller haldeler. kalabalık ve gürültü de cabası. 
Evet kısa oldu ama yine, yeniden Bodrum yaşantımız devam ediyor, havalar bu ara oldukça soğudu ve Bodrum'a kış geldi diyebiliriz. 



31 Temmuz 2017

Birkaç foto






ÇOK ZAMAN GEÇTİ

Çok uzun zamandır yazamadım, bunda biraz tembellik, biraz iş hayatı ve en önemlisi de blog adresimi kaybetmem etkili oldu. Malum her bilgisayar değiştiğinde bazı bilgilerinize kaybediyorsunuz, şifreler v.s. 
Bodrum'da aynı yaşam başladığı gibi devam ediyor, 9 yıl bitti 10 ncu yıldan aylar geçmeye başladı. Bu arada herkes gibi benim de hayatımda bazı değişiklikler oldu tabii, yeni arkadaşlar, yeni gruplar, birliktelikler ve işte Bodrum hayatı. 
Güzel bir grup birlikteliğimiz olan 6 - 7 aile ile yaz kış burada olmak, acıları ve sevinçleri paylaşmak, grup gezintileri, doğum günleri kutlamaları, kulüpte hemen hemen haftanın 4-5 günü briç oynamak ama bu arada az alkol, bol spor yapmak buradaki yaşantımızı güzelleştiren ve bize huzur veren etkinlikler. 
Şimdilik kısa kesiyorum ama artık sayfamı buldum uzun uzun yazacağım. 

9 Şubat 2013

Evet uzun zamandır yazmıyordum, nedeni ise tembellikten başka birşey değil.
Programlı yaşama biraz zor alışıyor insan Bodrum'da tek başına yaşıyorsa. Ama ister istemez program yaparak düzenli yaşamanın yolunu buldum galiba.
2011 sonundan beri hayatımda çok şey değişti, 2012 mayısında daha da güzel değişiklikler oldu ve bu da beni çok mutlu ediyor.
Umarım mutluluğum bundan sonra da devam eder, zira birlikte mutlu olmayı unutmuşum sanki.
Bodrum bildiğiniz gibi yazın harika, hava, güneş, deniz her türlü eğlence insanı ister istemez mutlu ediyor ama bunun yanında bir de sevdiğiniz bir arkadaş olursa mutluluğunuz kat kat artıyor elbette. Kış olunca da yine Bodrum güzel, yeni sinemalarımız var, bol bol filmler geliyor, haftada bir veya iki kere Bodrum'a inerseniz oralarda da hava müsait oldukça yürüyüp, bir kahve molası, bir yemek ve yeni yerler keşfederek zamanınızı geçirebiliyorsunuz.
Bugün biraz kısa yazacağım umarım yarın sabah kalktığımda klavyenin başına oturursam uzun uzun yazıp bol bol resim de paylaşacağım.
Sağlık dilerim.

28 Temmuz 2009

ÇOK ZAMAN OLDU

Sanırım uzun zamandır yazmadım. Evet gerçek bu zira bu aralar işler biraz yoğun olduğundan klavyem ile ayrı kalmak zorundaydım. Bodrumda havalar gayet güzel gidiyor, kışı görmediğimiz gibi onun yerine baharı yaşadık ve yaz geldi. Neredeyse bitmek üzere. Baharda yani birçok yere göre kış sayılabilecek hava şartlarını biz burada kış olarak yaşıyoruz. Bol bol yağmur yağdığı için etraf daima tertemiz, yollarda çamur, çukur yok, bol yağan yağmurun etkisi ile ağaçların yaprakları adeta cilalanmış gibi pırıl pırıl. Hele yağmur yağarken akşam güneşinin meydana getirdiği görüntü görülmeye değer doğrusu.
Dediğim gibi bu yaz biraz hareketli geçiyor, hem benim yaşadığım yerde insanlar çok hareketli, hem de bana gelen bu yaz çok oldu. Kardeşim ve Eniştem, Büyük oğlum, Küçük oğlum hemen hemen beni yazın burada hiç yalnız bırakmadılar. Kendilerine teşekkür etmem gerekir sanıyorum.
Bilmem daha önce yazdım mı ama burada deniz çok temiz ve burnumun dibinde olduğu için de çok kullanamıyorum. İnsan elinde olan şeyin kıymetini bilmez derler doğruymuş meğer. İnsanlar ülkenin dört bir yanından buraya gelip denize girmek ve güneşlenmek için büyük sıkıntılara katlanıyorlar ama ben ise önümdeki denize girmekte tembellik ediyorum. Bunda her an ulaşılabilecek bir şey olmasının rolü büyük mutlaka.
Zaman zaman vakit öyle akıp gidiyor ki denize girmeye fırsat bulamıyorum. Malum, sabah kahvaltı, gazete, tv haberleri arkasından bir de bilgisayara oturdum mu yandım demektir. Hele bu tv yok mu sanki içinde insanı hakikaten kendine bağlıyan bir büyü olduğuna inanmıya başladım yavaş yavaş. Yapacağım ilk iş evden tv yi kaldırmak olmalı.
Çocuklarım ve misafirlerim geldiğinde ne kadar az seyrediyoruz kimse yokken de yine tv düğmesini pek kullanmamam gerekir diye düşünüyorum.
Kardeşim ve Eniştem geldiğinde ok güzel yerlere gittik, benim bilmediğim birçok yeri keşfettik, aslında gelenler bana büyük hizmette bulunuyorlar, zira onlar yokken ben pek gezmez iken, onlar geldiğinde bahane ile onları da gezdirmek arzusuyla birçok yere gidip geziyor, eyleniyor, keyif yapıyoruz.
Bir seferinde Farilya At çiftliğine sabah kahvaltısına gittik. Çok güzel bir yer, ağaçlar içinde güneşi pek göremediğiniz bir yer, hele ahırlarından kafalarını uzatıp insanlardan adeta bir sevgi dokunuşu bekliyen atların görüntüsü harikaydı. Hakikaten at asil hayvan derler çok doğru, inanın bakışları ile sizi kendine çekiyor ve ufak bir dokunuşun ardından sizinle uzun süre dost imiş gibi sokuluyorlar, hiç ürkmek ve çekingen davranış olmaksızın dostluk kurabiliyorsunuz.
Bol bol resim çektik, bir dahaki oturduğumda tüm resimleri yayınlayacağım.
Büyük oğlum ve karısı ile de yine değişik yerlere gittik. Bu gezintiler beni müthiş mutlu etti. Onlarla hasret gidermek, sohbet edip akşamları iki bardak şarap içip gündüzleri serin sularda yüzmek ömre bedel benim için.
Oğlumla beraber yiğenim ve kız arkadaşı da birlikte gelmişler idi. Çok mutlu bir çift olacakları her hareketlerinden belli oluyordu. Birbirlerine davranışları, yanak yanağa, el ele duruşlarını pek fotoğraf makinama yansıtamadım ama her an gözümün önündeler.
Şu anda da küçük oğlum yanımda 10 günlüğüne geldi, yarın gidiyor maalesef, onunla da çok güzel eylendik, akşamları genellikle balık, salata gündüzleri zeytinyağlı bir yemek veya soslu makarna, gözleme gibi çok sağlıklı olmıyan gıdalar yedikse de her ikimiz de çok güzel günler yaşadık.
Ama bana yaptığı kötülüğü bugün söylediğimde kahkahalarla gülmekten kendimizi alamadık. Zira bana bilgisayarda bir programlar gösterdi artık günün büyük bölümünü bunlarla geçireceğim gibi.
Kitap okumaya sıra gelmiyor. Oysa kütüphanem gelenlerin getirdiği kitaplarla doldu, hepsi raflarda sabah kalkar kalkmaz adeta beni oku, beni oku diye üstüme atılacaklar gibi karşımdalar.
Evet kendi kendime söz veriyorum artık kitap okuma zamanı geldi bundan sonra zamanımın büyük bölümünü onlara ayıracağım.
Eskiden olsa 20 sayfa yazabilirdim ama uzun zamandır yazmıya yazmıya melekelerimi kaybettiğim gibi bileklerime de zaman zaman küçük ağrılar giriyor, bileğimden koluma, oradan da omuzuma sanki bir sinir çekiliyor gibi oluyor.
Bu yüzden bugün kısa keseceğim.
Ama, en kısa zamanda yeniden klavyemle başbaşa olacağım.
Yarından sonra yeni bir misafirim olacağı için yazacaklarımı biraz biriktirmem ve daha sonra uzun uzun yazmak istiyorum.