Hatırladığım kadarıyla yeni bir bayram geliyor demiştim geçen seferki yazımda. İşte geldi bir 9 günlük tatil daha yapacak insanlar, tabii bunu tatil gibi yapacak olanlar için gerçek bir tatil gezme ve biraz da eylence olabilir sanırım.
Ben ise yine Bodrum'dayım. İstanbul'a gitmeyi ancak bayramdan sonra düşünüyorum. Belki gidişimi yıl sonuna doğru getirirsem yılbaşını da İstanbul'da geçiririm diye düşünüyorum.
Belki Bodrum'da yılbaşı daha da eylenceli olabilir diye düşünmekten kendimi alamıyorum doğrusu. Bakalım önümüzdeki günler ne gösterecek.
Akşam yemeğinde yine balık, salata bir de zeytinyağlı yemek, birkaç gündür içmediğim şarap masamı süslüyordu. Hava serinledi bugün dışarıda fazla oturmadım, oldukça da rüzgar var.
Şu anda yine TV de müzik, masamda sabahtan beri okunmayı bekleyen gazetem duruyor.
Gazete okumaya sıra anca gelecek zira sabahtan beri dost ve akrabalarla bayram konuşmaları, bayram mesajları, gelen mesajlara cevap derken biraz koltukta şekerleme, sonra Gündoğan'a kısa bir tur yemek sonrası da yazmıya başlıyorum.
Mustafa filmine gittim, benim öngörülerim biraz taraflı olacak ama hakikaten hiç Mustafa Kemal'e yakışmıyan bir film olmuş. Neresini tenkit etsem bilmem ki, zaman zaman TV lerde izlediğim eleştirmenler Can Dündar'a yakışmadı gibi abuk bir fikir öne sürüyorlar. Hayret bana kalırsa tam Can Dündar'a göre bir film olmuş.
Neyse Can Dündar'ın yazılarımda bu kadar yer işgal etmesi bile beni rahatsız ediyor doğrusu. Çok akıllı ve araştırmacı olmak zorundayız, devir öyle bir devir kimin ne olduğunu iyi araştırıp kesin kanaate öyle varmalıyız. Zira günümüzde öyle çok dezenfermasyon yaşanıyor ki inanmakta zorlanıyoruz.
Birinin müsbet fikir öne sürdüğü bir konuda bir başkası o kadar inandırıcı menfi tezler ortaya koyuyor ki hangisini tercih edeceğimiz konusunda tereddüte düşebiliyoruz. İşte bunun için çok titiz olmamız, ve şüpheci yaklaşmamız gerekiyor bu gibi konulara.
Evet Bodrum'da yaşamak herkesin özlediği bir yaşam tarzı olabilir, doğrudur da ama ben burada çok rahat, mutlu ve huzurlu olmama rağmen zaman zaman yalnızlık çekmekten dolayı sanki yoruluyorum gibi.
Ne de olsa insan yakınlarını, sevdiklerini özlüyor, sadece telefon veya msn bu özlemi gidermiyor, görmek, sarılmak canlı sohbetler etmek çok farklı birşey.
Ben de geçen hafta öyle yaptım sarılıp özlem gideremiyeceğim sevdiklerimi telefonla uzun uzun arıyarak konuştum. Bu arada tabii en çok özlediğim eski karımı da aradım. Çok sıcak bir sohbet oldu aramızda ne yalan söyliyeyim benim beklediğimden çok daha sakin, olgun ve hoşgörülü davrandı bana, oysa ben açıkçası bu kadar samimi davranacağını düşünmemiştim. Bir kere daha yanılttı beni. Onu zaman zaman çok kırdığımı, üzdüğümü, hele son dönemde bayağı hırpaladığımı biliyorum.
Bana bu kadar sıcak davranması beni çok mutlu etti. Adeta bayramı önceden kutlamaya başladım diyebilirim. Çocuklarıma da bahsettim çok sevindiler.
Bugün yine aradım, bayramını tebrik etmek üzere. Ben de şımardım sanıyorum. Bayramdan sonra İstanbul'a geleceğimi söyledim ve belki birlikte bir kahve içebilirmiyiz teklifimi de reddetmedi.
Şimdi şu 9 günlük bayramın biran önce bitmesini ve İstanbul yollarına düşmeyi hayal ediyorum. İnanın sevginizi, hele bu sevginin boyutları normal sınırları aştıysa bunu kolay kolay kalbinizden, beyninizden silmeniz çok uzun zaman alabiliyor sanırım. Hatta bazen mümkün de olmıyabilir bu duyguyu silip atmak.
Bilmembiliyormusunuz, belki de bu sevgi ve aşk üzerine söylenmiş bir söz de olabilir ama İNSANIN YAŞLANAN EN SON YERİ KALBİDİR derler.
Bayramın ilk gününü bitirmek üzereyiz. Biraz daha bilgisayarda gezelim sonra biraz okumak ve sabahı beklemek. İyi geceler.
8 Aralık 2008
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
