26 Şubat 2007

Ara verdim

En son 5 şubat günü yazmışım. Demek ki 20 günü aşkın bir süredir ortalarda yokum. Kah İstanbul’a iniyorum, kah burada kalıyorum, burada kaldığım günlerde çoğu kez gazete, kitap, birkaç film ile günüm geçiyor. İstanbul’a indiğimde ise bir çok eski dostu görme imkanım oluyor tabi.
Ara sıra buluşup biraz balık, az şarap ile keyiflendiğimiz de oluyor elbette. Geçenlerde yine böyle bir günde nefis balık, yanında deniz mahsulü mezeler ve şarap yerine rakıyı tercih ettik. Rakıyı oldum olası sevemedim, favorim ise şarap. Ancak her masada oyun bozanlık etme itirazlarına zaman zaman uyarak rakı içmeye çalıştığım oluyor. Ancak kaliteli bir şarap her zaman tercihimdir.
Sevgili arkadaşımın bu sefer de arabası bozuldu, Kilyos’tan alıp tamirciye getirmek onun için büyük külfet idi ancak ne kadar kolay olduğunu görünce rahatladı sanırım.
Geçen hafta biraz soğuk geçen günlerin peşinden bugün yine normale döndük. Evet sayılı günler geçip gidiyor. Bahar geldi mi bitti mi belli değil ama yaz yakında sanırım.
Nedendir bilinmez, yazmaya hazırlanınca çok yazacakmışım gibi geliyor ancak klavyeye parmaklarımı yerleştirince sanki düşüncelerim kayboluyor gibi. Aslında uzun uzun yazmak istiyorum ama beceremiyorum işte. Yine bir şiir yazmaya çalışayım en iyisi.
Rüzgarı arkana alırsan
Güneşi hissedebilirsen
Uzakta olmadığını göreceksin
Sevdiklerinin
Koşmana ihtiyacın olmayacak
Uzanacaksın yıldızlara
Parlayan ve göz kırpan
Dokunacaksın ipek saçlarına ellerinle
Yanındaymış gibi
Hissedeceksin içinde
Neyse bu günlük bu kadar.

5 Şubat 2007

Hediye verebilmek

Biliyorum en zor şeylerden biridir sevdiğinize hediye seçmek. Ama almak zorunda iseniz kaçış yok bundan. Daha önce de yazdım en çok sevdiğim şeydir hediye vermek. Doğum günü, Yılbaşı, Bayram diğer özel günlerde sevdiklerinizi hatırlamanız, onların paketi açarken gözlerinin parlaklığını hissetmek çok büyük bir zevk.

Bir de aldığınız hediyeyi verememek gibi bir şey var. Acaba hoşuna gider mi? diye düşünmek veya yanlış anlaşılmak.

Ocak ve Şubat ayları benim için oldukça zor geçiyor, zira ocak ayında 6, şubat ayında 4 doğum günü kutlaması yapacağım. Neyse ocak ayını kazasız atlattım. Küçük bir arıza oldu ama onu da önümüzdeki günlerde telafi edeceğimi umuyorum. Şubat geldi 4 doğum günü hediyesi düşünmem lazım, 11 yaş ile 60 yaş arasında değişen doğum günleri için.

Şöyle bir karar verdim, 4 doğum günü kutlamasında da her birine güzel birer kitap almayı düşünüyorum. Çok okuyan kişiler değiller belki ama bu hareketim onları da okumaya teşvik eder veya okuma meraklarını biraz daha arttırır diye ümitleniyorum.

Bir de geçen aydan borcum var dedim ya. Onu da nasıl telafi edeceğim diye de kara kara düşünüyorum. Bu hafta bunları halledersem kendimi bayağı hafiflemiş hissedeceğim. Ben ise hediye almak için babalar gününü ve temmuz ayını bekliyeceğim. Umarım beni de unutmazlar sevdiklerim.

Kış Bitiyor mu?

Arayı biraz uzattım galiba. Sanırım yeni yıldı pek fazla birşeyler yazamadım. Ama Yeni Yılın ilk şiirini yazdım. Ara sıra böyle ilham mı dersiniz ne dersiniz bilmem ama parmaklarımın altındaki klavyem sanki otomatiğe bağlanmış gibi aklımdan geçenleri ekrana döküveriyor, sonra da üzerinde bazı rötuşlar yaparak bir şiir oluşturuyorum. Çok anlamlı olmasa da.

Rüzgara doğru yürüyeceksin
Yağmura doğru yürüyeceksin
Karanlığı koşacaksın belki de
Hayallerin yıkılmış olsun ve parçalanmış
Yürümeye devam edeceksin
Yüreğindeki umutla korkmadan
Yalnız değilsin böylece.

Yazdıklarım biraz hüzünlü şeyler oluyor ama, hep daha neşeli, insanlara gelecek için güzel mesajlar verecek, umut dolu şeyler yazmak istiyorum ama olmuyor. Deneyeceğim, bu çeşit birşeyler karalamıya çalışacağım.
Televizyon kanallarında günlerdir çığırtkanlığını yaptıkları soğuk hava ve kar nihayet bu sabah 20 dakika kadar yağdı İstanbul’a. Öğleden sonra ise eser kalmadığı gibi havaların yarından sonra mevsim normallerinin üzerine çıkacağı söylenmeye başlandı. Yazı özleyenler fazla üzülmesinler, şubatı bitiriyoruz kaldı mart eh birkaç gün de nisan. İşte geldi bahar ve ardından yaz.
Yazın insanlar daha umutlu oluyorlar gibime geliyor. Sıcak hava, parlak güneş, mümkünse seyahat etmek, deniz ve kum özlemimiz olan şeyler. Her yaz sonunda söylenenler ve düşünceler ile her yaz başındaki söylemler değişmiyor pek. "Eyvah yaz bitti, kış başladı yaza çok var." Veya "Kış bitiyor ne mutlu bize ki yaz yaklaştı." Bu bile bizlerin morali açısından olumlu bir özlem diye düşünüyorum. Şimdiden gelecek olan yaz dönemi için herkesin dilediğince bir yaz geçirmesini temenni ediyorum. Seyahati sevenler bol bol gezsinler, deniz ve parlak bir güneş özlemi ile dolu olanlara da dolu dolu güneşli bir yaz temiz mavi bir deniz diliyorum. Bu arada ben de geçen yıl olduğu gibi bu yıl da umarım güzel bir yaz sezonu geçiririm. Zira geçen yaz Ege sahillerinde çok gezdim, çok eğlendim, çok çok sıcak bir yaz geçirdim. Bazı noksanlıklar olmasına rağmen mutlu bir yaz yaşadım. Umarım bu yaz bu eksiği de tamamlarım dişe düşünüyorum.