Şöyle bir baktım da tam 6 ayı geçmiş yazmıyalı. Oysa geçen 6 ayda neler yaşadım. Hepsini hatırlıyorum desem doğru olmaz.
Biraz siyaset ile uğraştım, köy kasaba gezdim ama boşuna mı gezdim bilmiyorum. Zira seçim sonuçları hiç de beklenildiği gibi çıkmadı. Gerçi benim tahminlerime yakın çıktı ama yine de benden ziyade çoğunluğun beklentilerine cevap veremedi.
Bir dönem daha sıkıntılı günler, aylar belki yıllar yaşayacağız gibi gözüküyor. Gezdiğimiz yerlerde halkın çoğunluğu meydana gelen tablonun aleyhinde olmasına rağmen nasıl oldu da böyle bir sonuç çı
ktı? Bunu uzun uzun irdelemek gerekir diye düşünüyorum. Demek ki halkın yarısına yakın kısmı hayatından memnun. Ama nasıl?
Ekonomik veriler hiç de öyle söylemiyor, dış ticaet açığı, cari açık, bankaların satışı, yabancıların borsası, döviz oyunları, varlıkların satışı, dış politik dengeler, kuzey Irak, Kıbrıs, Ege, Ermenistan, Ekümenik Patrik, Federasyon talepleri, saymakla bitmiyecek kadar sıkıntılar bir kenarda dururken insanlar nasıl oluyor da böyle bir seçim yapıyorlar? Sorular bitecek gibi değil. Ancak şu sonuca kolay varıyoruz. Demek ki insanlar olayları bizim gördüğümüz gibi görmüyorlar veya göremiyorlar. Aksi halde bir paket bilmem yardım karşılığında böyle bir tercih yaptığına inanmak istemiyorum halkımızın.
Bunda şüphesiz bizlerin kabahati büyük. Demek ki insanlara gerekli bilgileri veremiyoruz, onlara ulaşamıyoruz, onları bilgilendirip doğru düşünceye sevkedemiyoruz. Ne diyelim bekle gör.
Zaman zaman epostama öyle mesajlar geliyor ki insan hakikaten yaşadıklarını çabuk unutuyor. Söylenen sözleri, vaadleri hatırlasa her halde böyle bir sonuç çıkmazdı diye düşünüyorum. Bunda elbette ki diğer siyasi partilerin de suçu büyük. Kendilerini anlatamadılar, üçbeş göstermelik miting ile bu işlerin olmıyacağı belliydi. Halka inmek halkı bilinçlendirmek gerekir diye düşünüyorum. Son okuduğum kitap da bununla ilgili. Sevgili Metin AYDOĞAN’ın yazdığı “TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR” adlı eserinde hem Türkiye’mizin nereye gittiğini çok açık şekilde ifade ederken hem de yapılması gerekenleri çok net olarak sıralıyor. Bundan önceki eseri de yine “TÜRKİYE ÜZERİNE NOTLAR” da da oynanan oyunları ve sonuçlarını çok net şekilde ortaya koyarak Mustafa Kemal dönemi ile kıyaslıyarak (1923-1938) döneminden bugüne kadar yapılanları, daha doğrusu yapılmıyanları çok net ortaya koyuyor. Okudukça insan nasıl 70 yıldır aldatıldığını çok daha iyi anlıyor.
Elbette pes edecek değiliz, mücadeleye aynı hızla hatta daha büyük bir istekle devam edeceğiz. Bilmem siz ne düşünüyorsunuz?
Biraz siyaset ile uğraştım, köy kasaba gezdim ama boşuna mı gezdim bilmiyorum. Zira seçim sonuçları hiç de beklenildiği gibi çıkmadı. Gerçi benim tahminlerime yakın çıktı ama yine de benden ziyade çoğunluğun beklentilerine cevap veremedi.
Bir dönem daha sıkıntılı günler, aylar belki yıllar yaşayacağız gibi gözüküyor. Gezdiğimiz yerlerde halkın çoğunluğu meydana gelen tablonun aleyhinde olmasına rağmen nasıl oldu da böyle bir sonuç çı
ktı? Bunu uzun uzun irdelemek gerekir diye düşünüyorum. Demek ki halkın yarısına yakın kısmı hayatından memnun. Ama nasıl?Ekonomik veriler hiç de öyle söylemiyor, dış ticaet açığı, cari açık, bankaların satışı, yabancıların borsası, döviz oyunları, varlıkların satışı, dış politik dengeler, kuzey Irak, Kıbrıs, Ege, Ermenistan, Ekümenik Patrik, Federasyon talepleri, saymakla bitmiyecek kadar sıkıntılar bir kenarda dururken insanlar nasıl oluyor da böyle bir seçim yapıyorlar? Sorular bitecek gibi değil. Ancak şu sonuca kolay varıyoruz. Demek ki insanlar olayları bizim gördüğümüz gibi görmüyorlar veya göremiyorlar. Aksi halde bir paket bilmem yardım karşılığında böyle bir tercih yaptığına inanmak istemiyorum halkımızın.
Bunda şüphesiz bizlerin kabahati büyük. Demek ki insanlara gerekli bilgileri veremiyoruz, onlara ulaşamıyoruz, onları bilgilendirip doğru düşünceye sevkedemiyoruz. Ne diyelim bekle gör.
Zaman zaman epostama öyle mesajlar geliyor ki insan hakikaten yaşadıklarını çabuk unutuyor. Söylenen sözleri, vaadleri hatırlasa her halde böyle bir sonuç çıkmazdı diye düşünüyorum. Bunda elbette ki diğer siyasi partilerin de suçu büyük. Kendilerini anlatamadılar, üçbeş göstermelik miting ile bu işlerin olmıyacağı belliydi. Halka inmek halkı bilinçlendirmek gerekir diye düşünüyorum. Son okuduğum kitap da bununla ilgili. Sevgili Metin AYDOĞAN’ın yazdığı “TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR” adlı eserinde hem Türkiye’mizin nereye gittiğini çok açık şekilde ifade ederken hem de yapılması gerekenleri çok net olarak sıralıyor. Bundan önceki eseri de yine “TÜRKİYE ÜZERİNE NOTLAR” da da oynanan oyunları ve sonuçlarını çok net şekilde ortaya koyarak Mustafa Kemal dönemi ile kıyaslıyarak (1923-1938) döneminden bugüne kadar yapılanları, daha doğrusu yapılmıyanları çok net ortaya koyuyor. Okudukça insan nasıl 70 yıldır aldatıldığını çok daha iyi anlıyor.
Elbette pes edecek değiliz, mücadeleye aynı hızla hatta daha büyük bir istekle devam edeceğiz. Bilmem siz ne düşünüyorsunuz?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder